Davos ve sonrası

Davos’ta yapılan Gazze panelini yöneten moderatör David Ignatias, Harputlu bir Ermeni ailesinden ABD’li gazetecidir. Amerika’nın saygın gazetesi Washington Post’ta sütun yazarıdır. Türkiye’ye gelip gider. Defalarca ailesinin 1915’te Türkler’ce öldürüldüğünü iddia etmiştir. Amerika’da ailesinde Türkler’ce öldürülen kişi bulunmadığını söyleyen Ermeni, ikinci sınıf Ermeni sayılmaktadır.
Böyle bir kişinin oturum yöneticisi kabûl edilmemesi gerekiyordu. Bir başbakanın eline, koluna, sırtına sırıtarak konuşmasını keseceği elbette öngörülmemiştir. Ama sırf Davos’ta Gazze paneli açıp İsrail Cumhurbaşkanı ile Türkiye Başbakanı’nı karşı karşıya getirmekteki kötü niyeti sezmemek mümkün değildi.
Davos, küresel kapitalin arenasıdır. Yahudi etkisi büyüktür. Böyle bir platformda tarafsız şartların oluşmayacağı, İsrail’in eleştirilemiyeceği açıktır.
Türkiye’nin arabuluculuğundan, Mısır başta, Arap devletleri de çekiniyorlardı. Hamas’a İsrail’e eşit devlet muamelesi yaptığımız fikri egemendi. Hamas, ABD ve AB tarafından terör örgütü kabûl edilmişti. İran’dan başka destekçisi yoktu ve Suriye bile sessizliğe büründü.
Panelde Türkiye aleyhine olay çıkartarak, 24 Nisan’da Ermeni soykırımı kararını kolaylaştırmak da düşünülmüştür. İsrail Cumhurbaşkanı ile kavgalı bir Türkiye’ye Amerika Musevileri destek vermiyeceklerdir. Plandan ABD Başkanı’nın veya çevresinin haberdar olduğu ihtimali kuvvetlidir. Erdoğan’ın Nobel Barış Ödülü için yolunun kesilmek istendiği de söylenebilir.
Şimon Peres gibi Nobel Barış ödülü sahibi, 85 yaşında çok deneyimli bir devlet adamının, o kadar yüksek sesle kavga üslûbunda konuşması ve böyle bir konuşmaya Erdoğan’ın tepkisinin beklenmesi, bu kavganın BM Genel Sekreteri’nin de bulunduğu bir panelde geçmesi, inceden inceye planlanmış gibidir. Kışkırtıcı seçilen moderatör, misyonunu gerçekleştirdi. Olay Davos için yakışıksızdır. Ama bu kabil şeyler dünya kapitalizmini hedeflerinden saptırmaz.

Not : Bu yazı 2 Şubat 2009 tarihli Türkiye Gazetesi – Yılmaz Öztuna ‘dan alınmıştır.

İdeal öğretmen nasıl olmalıdır?

Milli Eğitim Bakanlığı ilköğretim öğretmenlerinde bulunması gereken nitelikleri tek tek belirledi.

MEB, konuyla ilgili 2002 yılında başlatılan proje çerçevesinde bir öğretmende bulunması gereken ”bilgi, beceri ve tutum özellikleri” saptayarak, ”Öğretmen Yeterlikleri” adı altında yayımladı.

Alınan bilgiye göre, ”öğretmen yeterlikleri” belirlenirken, düzenlenen seminer ve çalıştaydan çıkan sonuçların yanı sıra ABD, İngiltere, Seyşel Adaları, Avustralya ve İrlanda gibi ülkelerdeki örnekler de göz önünde bulunduruldu. Ortaya çıkan çalışma ile ilgili olarak, pilot belirlenen 6 ildeki öğretmenler, okul yöneticileri; sendika, dernek ve sivil toplum örgütü üyeleri, kamu kurumu mensupları, öğretim elemanları ve öğretmen adaylarından oluşan toplam 6 bin 743 kişinin görüşü alındı.

Çalışma sonucunda, ”öğretmenlerde bulunması gereken bilgi, beceri ve tutum özellikleri”ni içeren ”genel yeterlikler”in yanı sıra ilköğretimdeki Türkçe, İngilizce, Fen ve Teknoloji, Bilişim Teknolojileri, Okul Öncesi, Görsel Sanatlar, Matematik, Sınıf Öğretmenliği, Sosyal Bilgiler, Müzik, Beden Eğitimi, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi, Teknoloji Tasarım ve Özel Eğitim (Görme Engelliler-İşitme Engelliler-Zihinsel Engelliler) öğretmenliğin nitelikleri de ”özel alan alt yeterlikleri” adı altında sıralandı.

GENEL YETERLİKLER
Projeye göre, bir öğretmende bulunması gereken ”bilgi, beceri ve tutum”dan oluşan niteliklerden ve yapması beklenen davranışlardan bazıları şöyle:

– Öğrenciye ismiyle hitap eder.

– Öğrencilerin fikirlerine ve ürettiklerine değer verir.

– Sınıf içi ve dışı etkinliklerde demokratik davranır.

– İnsan haklarına uygun biçimde davranır.

– Uluslara, bireylere ve inançlara karşı ayrımcılık yapmaz.

– Öğrencinin geçmişine ve sosyo-ekonomik durumuna göre ön yargısız davranır.

– Her öğrencinin başarılı olacağına inanır.

– Öğrenciler sorulara farklı yanıtlar verdiğinde olumlu tepki gösterir.

– Stresle başa çıkma yollarını bilir ve kullanır.

– Kişisel bakımına ve sağlığına özen gösterir.

– Zorluklarla mücadele eder.

– Türk milli eğitim sisteminin dayandığı temel değer ve ilkeleri bilir.

– Mesleki gelişimine yönelik yayınları izler.

– Okulun iyileştirilmesinde ve geliştirilmesine çevre olanaklarını kullanır.

– Öğrencilerin sahip olduğu değerlere saygı gösterir.

– Öğrencinin kişisel gelişimini ailesiyle paylaşır.

– Öğrencilerin ilerlemelerini izlemek amacıyla kayıtlar tutar.

– Sınıf kurallarını öğrencilerle birlikte belirler.

– Öğrencilerin kendilerini güven içinde hissetmelerini sağlayacak ortam oluşturur.

– Aileleri tanımak için bireysel ya da gruplarla veli görüşmeleri düzenler.

– Ailelerin yaşadıkları sorunlara karşı duyarlı davranır.
”ÖĞRETMENİN YOL HARİTASI”
MEB Öğretmen Yetiştirme ve Eğitimi Genel Müdürü Ömer Balıbey, AA muhabirine yaptığı açıklamada, öğretmenlerin sürekli kendilerini yenilemeleri gerektiğini belirterek, ”Burada amaç öğretmenin kalitesini artırmak. Meslek yeterliklerinde kriterler var. Öğretmenler belirlenen bu meslek yeterliklerine bakarak kendilerini hazırlayacaklar” dedi.

Bu yeterliklerin, öğretmen yetiştirme politikasında yol gösterici olacağını söyleyen Balıbey, çalışma tamamlandıktan sonra öğretmen adayı yetiştiren eğitim fakültelerinin müfredatının da bu doğrultuda yapılanmasının hedeflendiğini anlattı.

Aynı çalışmanın ortaöğretim için de başlatıldığını anlatan Balıbey, ”Çalışma tamamlandıktan sonra, öğretmen adaylarının buna göre yetişmeleri için YÖK’ün önüne koyacağız. Öğretmen yeterliği çalışmasıyla öğretmenin bir yol haritası ortaya çıkıyor” diye konuştu.

Not : Bu yazı 2 Şubat 2009 tarihli Akşam Gazetesi’ nden alınmıştır.

Kaz Dağları’nın Üstü “Altı”ndan Değerlidir

”Kötülerin kazanması için,iyilerin seyirci kalması yeterlidir.”
Biz seyirci kalmıyoruz! Havanın,suyun,toprağın ve canlı yaşamın vicdanı olarak mücadele ediyoruz. Kazdağları´ndan çıkarılacak altın Türkiye`de kalmayacak yurt dışına götürğlecek. Altın çıkarabilmek için 500.000.000 ton kaya yerinden çıkarılacak.Kayalaarın200.000.000 tonu pasa(toz) olarak 300.000.000 tonu öğütülüp siyanürle işlem görmüş atık olarak Kazdağları’na atılacak. Kazdağlar`da çıkarılacak her bir gram altın için yaklaşık 2,5 ton atık kalacak.Sıradanbir nişan yüzüğü,Kazdağları`nda kalacak olan 8-10 ton kirli atığın içinden söküp gelecek gençlere.
Boynuna bir beşibiryerde (beşibirlik) asacak olan kadın bilmeli ki, Kazdağları çevresinde yaşayan bizlerin başımıza 90 ton(90.000.000 kg.)atığı musallat edecek.
Sökülüp çıkarılan kayaların yerinde ise 1000 metre çapında 400 metre derinlikte çukurlar bırakacaklar.40 tan fazla şirket dağı paralama izni almıştır.
Yeni doğan bir bebeğin yakasına bir Cumhuriyet Altını
takanlar da Çanakkale ve Balıkesirliler`e 18 ton zehiri
”hatıra” bırakmış olacaklar.
Sadece bir şirket yer altından altın çıkarmaya başlayınca sürekli olarak saniyede 50 litre su çekilecek.
ABD`de sadece bir çölde altın çıkarılıyor.Kanada`da
ve Avrupa’da altın neden aranmıyor,çıkarılmıyor?Yok mu? Bizden daha çooook var.Fransa,İsviçre,İtalya halkı uyanık aratmıyor.Bizde ise ”ALTIN ARANMASIN” diyenlere vatan haini gözüyle bakılıyor.
Dondurma Köyü ile Lapseki arasında 3 yerde altın madeni araması yapılıyor. Yeraltı sularımız kirlenecek
Bandırma,Biga,ÇAN,ÇANAKKALE,Ezine,Bayramiç,Ayvacık,
Edremit,Gönen,Balya,Gelibolu.Lapseki,Eceabat,Bozcaada. Gökçeada Burhaniye,Balya,Midilli …..nin yeraltı suları Kazdağları’ndan gitmekte.Kazdağları’nın yeraltından yerüstü çok daha zengindir.
Türk şirketlerinin bütçesi altın aramaya yetmiyor.Altını
yabancılar alıp gidecek.Biga Türkiye`nin Hollandası`dır.
ATATÜRK`ÜN ”GENÇLİĞE HİTABE”Sİ’Nİ bir kere daha
okuyun.

SİGARA HARAM MI?

Şu anda Londra’dan yazıyorum.10 gün sonra Çan’a dönüyorum( telefonla ararsanız).İTÜ (!)Matematik Prf. Orhan Kural diyor ki: “Mısır diyaneti sigarayı haram ilan etti.”
Mauritius Devleti’nden görüştüğüm kişiler de “sigara bizde de haram” diyorlar. Pakistanlı imamlar da “bizde de sigara haram” diyorlar.
2006 yılı şubat ayı sonunda Çan’da bir camide cuma hutbesinde alkol,uyuşturucu kötülüklerin anası dendi. Hutbeyi okuyanla sonra görüştüğümde “sigara da vardı ama ben içtiğim için sigarayı çizdim” dedi.
2007 yılı şubat ayı sonunda, YEŞİLAY HAFTASI ‘nda cuma hutbesindeki metine bizzaat baktığımda s.gara yine yoktu.
ANKARA’da yanılmıyorsam ETLİK’te bir caminin duvarında kocaman kocaman “SAĞLIĞA ZARARLI OLAN HER ŞEY HARAMDIR” yazıyor.
Şimdi soruyorum:
“SİGARA HARAM DEĞİL Mİ?”